Topkapı Sarayı'nda 'soygun' var!


Yok yok hemen heyecanlanmayın; Kaşıkçı Elması, Topkapı Hançeri ya da Şah İsmail’in Tahtı çalınmadı; Kutsal Emanetler yerlerinde duruyor; el yazması eserler de padişah kostümleri de; yani sarayda her şey yerli yerinde…

Soygun sarayı gezmeye gelmiş yerli, yabancı turistlerin cebinden yapılıyor.

Nasıl mı?

Şöyle; diyelim ki turist sabah erken saatlerde geldi saraya; önce gişelerde uzun bilet kuyruğuna girdi; ardından saraya girmek için bir başka kuyrukta bekledi ve sonunda sıra sıra dizili yüzlerce yıllık servilerin altından salına salına yürüyerek, saraya ilk adımlarını attı.

Artık bundan sonrasında yapacakları keyfine kalmış; ya ilk Divan’a uğrar, padişahların gizli gizli toplantıları dinlediği pencereye göz atar, sadrazamın vezirleriyle yaptığı toplantı konularını düşünür, elçi kabullerinde verilen ziyafette yemekte ne olduğunu düşler; ardından da Harem’in yolunu tutup yüzlerce güzel kadının yaşadığı, o gizemli ama bir o kadar dar, karanlık mekanları dolaşır ardından da gidip Kaşıkçı kuyruğuna girer.

Ancak turist yaşayan bir canlı olduğu için bir süre sonra dudakları kurur susar, su bulmak ister, an gelir karnı da acıkır, yiyecek bir şeyler arar. Bulur da; ancak ne bulmak!


Nefis bir Boğaz manzarasına bakan sıra sıra sandalyeler, masalar; üstleri de onun gibi karnı acıkmış da karnını doyuran insanlarla doludur.

Haliyle hemen aşağıya seğirtir ve yine uzunluğu metreler olan bir başka bu kez yemek kuyruğuna girer.

Peki ne yiyecektir?

Seçeneklerin en başında döner vardır tabii ki; en iyisi ekmek arası bir dönerli sandviç yemek yanında da ya kola ya ayran ya da su içmektir.

Turist buna karar verdi mi, ki biz verdik böyle bir kararı ve yiyecek kuyruğuna girdik. Ancak biraz sonra ‘Keşke girmeseydik’ pişmanlığındaydık.

Bir kere döner dediğiniz şey önceden kesilip yığılmış soğuk et parçalarıydı ve dönerden başka her şeye benziyordu; iki, soğuk hiç de taze olmayan bir ekmek içine konulup eğer müdahale etmezseniz, kıyılmış kıvırcık, soğan, turşu ve saatler önce kızartılmış patatesle servis edilecekti.

Biz bu duruma müdahale ettik döneri sadece ekmeğin arasında koymalarını söyleyip kasa kuyruğunda kuyruğun milim milim ilerlemesini bekledik ve sonunda kasaya ulaştık.

Ve işte soygun anı.

                                     

Yukarıdaki belge konuşursa efendim bir dönerli sandviçin fiyatı 23, bir küçük şişe suyun fiyatı 4 ve bir kutu kolanın fiyatı 12 TL’ymiş!

Yanımızda yurtdışından gelen bir misafir vardı; iki dönerli sandviç, bir kola ve bir de suyun Türk Lirası ve Amerikan Doları alarak ederini sordu söyledik: 62 Türk Lirası, aşağı yukarı 30 ya da 35 dolar ancak 2 TL ‘açık rehber indirimi’miz varmış!

Misafirimiz şaşkın şaşkın hemen tepkimizi sordu: Pahalı mı?

2 yorum:

  1. Tila Tequila For Gathering In the Juggalos

    Feel free to visit my homepage marten

    YanıtlaSil
  2. rakamları görünce gözlerime inanamadım gerçekten soygun bu ...ben hiç gidip gezemedim ama bir gün gezecek olursam çantama sandviç yapıp koymalıyım:) yoksa çocuklarla biz ordan 200 tl den aşağı çıkamayız

    YanıtlaSil