Varsa yoksa sokak lezzetleri sokak lezzetleri...

Bu lafı her sokak lezzetine rastladığımızda, tadıp da damağımıza bayram ettirdiğimizde, kendimize sürekli tekrarlayıp dururuz. Özellikle de sur içinde dolaşırken.

Bizce en güzel ve ‘ilginç’ sokak lezzetleri tarihi yarımada yani sur içindedir.


Eminönü’nde, Karaköy’de bol soğanlı balık ekmek, turşu suyu; Mısırçarşısı’nda Antep fıstıklı, Sirkeci’de şovlu çiğköfte, kokoreç; Nuruosmaniye’de vitrin dolusu tepeleme Arnavut ciğeri; Kapalıçarşı’da kavurma dürüm, zeytinyağlı dolma dürüm; Yusufpaşa’da döner ve daha neler neler birbirinden güzel lezzetler ve seyirler sunar.

İşte bunlardan bir tanesi…


Vakit akşamüzeri. Tezgah tekmil verir gibi hazırolda …

Satıcı bir farkındalık yaratmış, ince kıyılmış soğanın yanına kıvırcıklı domatesli bir garnitür hazırlamış. Belli ki hedef, karnını ucuz yollu doyurmak isteyen turistler. Ayrıca soğansevere de tepeleme kuru soğan var.

Bu arada tezgahta pırıl pırıl yıkandıkları belli domatesler, yeşil biberler uzaktan ‘gel gel’ ediyor.


Zaten eldivenli satıcı nerede görünmüş hele de bir usta cerrah edasıyla balıklardaki kılçığı ayıklıyorsa… Bu titizliğe can dayanmaz…

‘Hadi balık ekmeğe gel! Yarım ekmek 5 liraaa’

1 yorum:

  1. Sokak lezzetlerini odaklı bir yürüyüş turu düzenlesek nasıl olur acaba? Katılım olur mu?

    Dilek

    YanıtlaSil