İznik'in Süprizleri

Bilen bilir; hep sözünü eder hatta iddia ederiz ki ‘İstanbul’a bir, bilemediniz iki saat uzaklıkta, nice güzellikler var.

Yeter ki kişioğlu niyet etsin! Üstelik ‘güzellikler’in yanında bir de insanın inanası gelmez öylesine sürprizlerle karşılaşırsınız ki, ‘İşte şaşmak diye, sürpriz diye ben buna derim’ der durur kimi zaman sevinir kimi zaman da hüzünlenir ‘düşmek’ neymiş öğrenirsiniz.

Efendim lafı fazla uzatmayalım geçenlerde ne yapıp edip yolumuzu yine İznik’e düşürdük.

‘Niye?’ derseniz;


deriz ki, ‘Eşsiz göl manzarasını özlediğimizden’;


‘butik cami’ ya da ‘kupon cami’ dediğimiz ‘Yeşil Camii’yi bir kez daha ziyaret etmek istediğimizden’;


‘Eskilerde kilise sonraları müze şimdiyse cami olan Ayasofya’nın son halini merak ettiğimizden’;

‘Ancak en önemlisi de Köfteci Yusuf’un köftelerini canımız çok çektiğinden’ bir kez daha Doğu Roma’nın, Osmanlı’nın en önemli kentlerinden ‘çini diyarı’ İznik’e vardık ki, her şey yerli yerinde yine aynı dinginlik her yanda…

Yine Yeşil Cami’ye bir kez daha hayran kaldık, karşısını geçip kahvemizi höpürdettik, çayımızı içtik, ılık bir suyla midemizi rahatlattık ve topu topu 2 TL hesap ödeyip, Ayasofya’nın yolunu tuttuk.

Tuttuk ama neresine nasıl bakacağımızı neresinde nasıl duracağımızı bir türlü kestiremeyip kendimizi dışarıya dar attık ki, Ayasofya şimdilerde bir yanıyla hem müze hem de camii olmuş!

Bir yanda şortlu sırt çantalı turistler var ki kimi yerdeki mozaiklere hayran hayran kimi tavandaki çelik konstrüksiyona şaşkın şaşkın bakıyor; bir yandan da orta yere kurulan bir platformda inananlar namaza durmuş!

Yani sizin anlayacağınız Ayasofya ‘müze/cami’ olmuş! Şimdiye kadar böylesini görmediyseniz alın size bir sürpriz!

Durun durun sürprizler daha bitmedi birkaç tanesini de başka yazılara bıraktık ki tatlarını çıkaralım!


Hamiş; sen istersen yeni yazıya kadar 'iki köfte iki piyaz iki de ayran kaç para eder?' onu düşün.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder