Bir Olağanüstü Kent: Kastamonu

Kastamonu’yu nasıl bilirsiniz?

Valla biz sadece ‘bilirdik’ de bu kadar ‘iyi’ bilmezdik. Gittik, gezdik ve de gördük ki yaşadıklarımıza şaşmamak elde değil.

O ne güzel insanlar o ne güzel ormanlar o ne güzel hayvanlar o ne güzel yemekler o ne güzel köyler o ne güzel konaklar. Vay ki ne vay!

Geçen yıl şöyle bir gezmişliğimiz vardı Kastamonu'yu; hafta sonu ise neredeyse karış karış dolaştık bu olağanüstü kenti, tadını çıkardık.

‘Olağanüstü’ diyoruz çünkü gerçekten olağanüstü, abartı yok lafımızda.

Olağanüstü çünkü ancak bilen biliyor Kastamonu'yu... Geleni gideni az olduğundan ancak bilen biliyor. Dolayısıyla bozulmamış, çok el ayak değmemiş her yanına; neredeyse ‘ilk günkü’ gibi duruyor.

Neyse lafı uzatıp da sizi sıkmayalım bu olağanüstü kenti ve de çevresini tane tane anlatalım.

Anlatalım ama bu öyle rast gele bir anlatım olmasın; birkaç konuya birkaç bölüme ayırıp her gün birini  ballandıra ballandıra ağzınızın suyunu akıtacak kadar yoğun anlatalım.

Dolayısıyla bu anlatımı birkaç konu başlığına ayıralım ve diyelim ki,


‘Eğer de kısmet olur siz de günün birinde Kastamonu’ya gitmeye niyetlenirseniz yolunu yani yol üstündeki Bolu lezzetlerini, İsmail’in kahvaltısını, Hacıbey’in akçaabat köftesini;


sonra doğasını yani Windowslar’ını, Dipsizgölü’nü, sincaplarını, yılanlarını, tilkilerini ve de ayılarını;


sonra yapılarını yani tarihi camileri, Kasaba’daki çivisiz Mahmutbey’i, türbeleri, türlü çeşit mimarisi ile konaklarını, Saat Kulesi’nden Kastamonu seyrini;


sonra 812 çeşit yemeği özellikle de etli ekmeği, döneri, tiriti, çekme helvayı;


sonra pirincini yani yaşar’ını, sarı kılçık’ını, osmancık’ını ve de maratellisi’ni;


sonra köylerini içindeki düvelerini, öküzlerini, ineklerini, 90’lık çobanlarını;


en son da ‘iyi’ insanlarıyla kapı önünde ayran ikramını geri çevirmeyip iki lafın belini kırmayı unutmayın’ deriz.

Hamiş; bu kadar laftan sonra sıra geldi Kastamonu’yu anlatmaya değil mi? Eh onu da en kısa zamanda anlatırız artık.

2 yorum:

  1. merhabalar.öncelikle sitenizi bu gün itibarı ile izlemeye aldım.çok beğendim.kastomonuyu çok güzel anlatmışınız ama bir şeyi atlamışsınız kastomunuda çok meşhur bir söz var DİKKAT DAŞ DÜŞEBÜLÜÜÜÜĞ AYI ÇIKABÜLÜÜÜÜÜÜÜĞ şaka bir yana gerçekdende gezilmesi gereken bir yer.özellikle ARAÇ,CİDE VE ÇATALZEYTİN.Bizlerle paylaştığınız için teşekkürler.bende beklerim bloguma

    YanıtlaSil
  2. teşekkürler... evet daha ayı çıkmadı ama yola neler çıktı neler? yakında...

    YanıtlaSil