Kastamonu'nun Etli Ekmeği

Evet sonunda sıra geldi Kastamonu’nun yemeklerine… Ancak kısmete bakın ki bu gezide neler neler yiyeceğimizi, en azından Kastamonu’nun meşhur dönerinin, tiridinin, bandumasının, biryanının tadına bakacağımızı hayal edip bu yönde plan ve program yaparken meğer (aynen denildiği gibi) Tanrı bize gülüyormuş.

Arkadaşlar inanır mısınız bütün Kastamonu ve yöresi gezimizde neredeyse sadece etli ekmeğin tadına bakabildik, başkaca da bir şey yiyemedik.

Niye mi? Bakın anlatalım;


Efendim ilk gün Kastamonu’nun köylerini bayırlarını dolaşıp otun, böceğin fotoğrafını çekerken, yolumuz, yol arkadaşlarımızdan birinin içinde yaşayanlarla tanışık olması nedeniyle çok şirin bir köye, Kavun Köyü’ne düştü.


 Açık havadaki selam sabahtan ve de hoş beşten sonra önce sofraya, ev sahibimiz tarafından susuzluğumuzu gidermemiz ve de oyalanmamız için ayranla, karpuz geldi;


soluklandıktan sonra da Kastamonu’nun ‘en meşhur’ tatlarından etli ekmekler mutfakta piştikçe art arda ev sahibimizin ellerinde boy göstermeye başladı.


Biz etli ekmekleri götürürken isterseniz gelin önce size bu nefis tattan kısaca söz edelim hatta evin mutfağına kadar gidip nasıl yapıldığına bir göz atalım.

Önce un, su ve tuz yoğruluyor, hamur dinlenirken;


kuzu kıyması, kuru soğan, maydanoz, tuz ve karabiber ile bir harç hazırlanıyor;


harç soğan da dikkate alınarak biraz sulandırılıyor;


bir yumak hamur açılıyor; harç, hamurun bir yarısı üstüne yayıldıktan sonra diğer yarısı hemen üstüne kapatılıp az biraz yağlanmış teflon tavada (aslı sacdaymış) pişiriliyor.


Bu arada harcı sulu olduğundan etli ekmeğin hemen pişirilmesi gerekiyormuş.


Etli ekmekler piştikçe tane tane sofraya servis ediliyor ve gelen kapanın elinde kalıyor.

Hemen belirtelim orta karar bir yetişkin iki, biraz daha boğazına düşkün olan büyük yetişkinler aşağı yukarı 4 ile 6 arası etli ekmek yiyebiliyor. Buna gözlerimizle şahit olduk.

Etli ekmek biraz çibörek’e benziyor ancak onun gibi küçük değil ve onun gibi yağda kızartılmıyor. Yani anlayacağınız Kastamonu’nun etli ekmeği bayağı hacimli. Artık 6 tane etli ekmek yiyen ‘adem’i siz düşünün ve deyin ki ‘Bütün gün başka bir şey yenir mi ki?’

Doğrusunu söylemek gerekirse biz ancak ikiye yakın etli ekmek yiyebildik; ancak arkadaşlarımız, hamurunu yeterince hamur bularak, (öyle seviyorlarmış) yediklerini saymadıklarından, (yemek sayı ile yenir miymiş?) 4 ile 6 arası etli ekmek yediklerini ‘tahminen’ söylediler.

Peki şimdi gelelim, ‘Bu sıcak yaz günlerinde bu kadar etli ekmek yenirse akşama yine yemek yenir mi?’ sorusunun yanıtına…

Eğer gerekçe sağlamsa ve ‘Etli ekmeğin ev işini yedik acaba çarşı işi nasıldır?’ şeklinde ortaya konursa, tabii ki öğlen beş altı etli ekmek yiyebilen, akşam da yiyebilir.

Nitekim biz de gerekçemizi yukarıdaki gibi ortaya koyup arkadaşlarımızı ikna edip, Kastamonu’nun ‘en iyi’ etli ekmekçi dükkanlarından Nasrullah Kebap ve Pide’den içeri giriverdik.


Ve hemen ustaların yanına gidip etli ekmeklerin yapılışını gözlemlemeye başladık.


Bir kere çarşı işi etli ekmeğin de malzemeleri aynı ev işi gibi…

Sadece iki büyük fark var aralarında ki, çarşıda etli ekmek taş fırında pişiyor;


bir de evde pişirilenlerin neredeyse iki katı büyüklüğünde;

Tabi biz aradaki bu büyüklük farkını bilmediğimizden, etli ekmeği ‘üç kişiye iki tane yeter’ şeklinde söyledik. Hesapta sadece ‘ev işi – çarşı işi’ arasındaki farkı tadıp yolumuza devam edecektik, ki tahmin edersiniz ki öyle olmadı.


Gelenleri ‘yemek zorunda olduğumuzdan’, Nasrullah’tan çıktığımızda hiçbir şey yiyecek halimiz kalmamıştı, ki etli ekmekten sonra tirit yemek niyetinde olan arkadaşımızın hevesi kursağında kaldı; biz de pek methedilen Kastamonu’nun çekme helvasının sadece ucundan tadına bakabildik.

Hamiş yazı uzadı, konu hassas, istersen köy kahvaltısı ile ibili pilavı ve de Tosya’nın pirinçlerini bir başka yazıya bırakalım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder