Mezar taşı bizde!

Nasıl bir kültürdür bilinmez ama bizde mezarlıklara, mezara ve de üstündeki mezar taşlarına ilgi gösterilmez. Bu öteden beri böyledir.


Daha bugün, ‘O mezar taşı depoda çıktı’ haberi süslüyordu bir gazetemizin sayfasını…

Gazete haberine göre, ‘Mezar taşı 1735 yılında doğum yaparken yaşamını yitiren Hanife adında İstanbullu bir hanımefendiye aitmiş ve dünyaya getirmek üzere olduğu erkek bebeği de onunla beraber ölmüş. Bu hüzünlü ölümü ölümsüzleştirmek için hazırlanan mezar taşının üst kısmı anneye, alt kısmı ise bebeğe aitmiş ve yekpare mermerin bebeğe ait olan bölümünde küçük bir sarık bulunuyor’muş.


Türk taş sanatının şaheserleri arasında gösterilen 267 yıllık mezar taşının 34 yıldır yerinde yeller esiyormuş. Bir TV programında, ardından da bir köşe yazarının sütununda haber olunca, Türk İslam Eserleri Müzesi açıklama yapmış: Mezar taşı bizde!

Müze açıklamasında ayrıca yüreklere su serpmek için olsa gerek bir de küçük açıklama yapmış; ‘Mezar taşı 306 envanter numarasıyla mezarlığa kayıtlı ve şu an depoda bir sandukanın içinden dinlendiriliyor!’

Peki mezar taşı niye sizde?

Sizdeyse niye depoda dinlendiriliyor?

Hadi bir yılı iki yılı anladık, ödenek, mevzuat elinizi konulunuzu bağlıyor; peki niye 34 yıldır depoda?

Gazete sormasaydı bizim mezar taşından ne zaman haberimiz olacaktı?

Bu soruların yanıtları yok!

Aslında vardır da yok!

Hayır bu sorulara bir gün yanıt verirler de o gün bu gün değil herhalde?  En iyisi yazıyı Makber'le sonlandırmak!


Hamiş; İstanbul'daki İngiliz Mezarlığını bilir misin? Hiç gitmediysen yazalım mı?




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder