istanbul’un en iyi pidecileri hangileri?

O kadar çok ki, hangi birini saysak?

Bafra Pide / Kadıköy-Kızıltoprak, Şimşek Pide / Taksim, Nizam Pide / Beyoğlu, Sisore / Beyoğlu, Lider Pide / Ümraniye-Alemdağ, Kırçiçeği / Ortaköy, Murat Karadeniz / Kadıköy-Erenköy, Fatih Karadeniz Pidecisi / Fatih, Samsun Pide / Suadiye, Pide Ban / Büyükdere-Sarıyer, Pide Sun / Moda, Karpi / Beylerbeyi, Kırçiçeği Pide / Beşiktaş, Lider Pide / Üsküdar, Karadeniz Pide / Beşiktaş, Karadeniz Aile Pide / Sultanahmet, Murat Karadeniz Pide / Kadıköy-Sahrayıcedid, Sürmene Pidecisi / Kadıköy-Küçükyalı, Yören Pide / Güngören, Kemal Usta / Bağcılar, Kardeşler Pide / Kozyatağı, Ufuk Pide / Ataköy…

Veee daha niceleri, ki kimi bizim bizzat tadıp test ettiklerimiz kimi ‘internet gurmeleri’nin kimi de bizzat kendine ‘gurme’ diyen yemeden içmeden anlar insanların önerdikleri.

Her biri İstanbul’un bir yerinde. Yani hangi semtteysen o semtin bir ‘ünlü’, ‘iyi’ ve de ‘en iyi’si var. Seç seçebilirsen. İster ‘ünlü’de ye ister bizim gibi ‘en iyi’sinde…

Farkındaysanız laf ikide bir bu ‘iyiler’e geliyor, Efendim geçenlerde rast geldi bir biri peşi sıra bu ‘ünlü’, ‘en ünlü’ pidecilerden bir kaçında ya kavurmalı ya kıymalı pide yedik; kiminde üstlerine yumurta kırdırdık kiminde sade isteyip tereyağını bol tuttuk yanlarında bardak bardak açık ayranla nefsimizi körelttik.


Buraya kadar her şey iyiydi hoştu, yediklerimizden o kadar memnun kalmıştık ki uzun zamandır hasretini çektiğimiz Bafra Pide’yi getirip ‘İstanbul’un en iyi pidecisi’ ilan ettik.

Aslında hiçbir şeye ‘en iyi’, ‘tek’ ‘bir tane’ denilemeyeceğini bilmeyenlerden değiliz ama gelin görün ki dilin kemiği yok kalemin omurgası ise hiç yok!


Ve daha Bafra Pide’nin kıymalısının üstünden bir hafta geçmeden bu kez Boğaz kıyısında Pide Ban’da bulduk kendimizi… Yine kıymalı söyledik ki Bafra ile kıyaslayalım.

Tabii kıyaslar kıyaslamaz da yaptığımız hatanın büyüklüğünü ve bizim bu konuda ne kadar ‘cahil’ olduğumuzu bir kez daha anladık.


Pide Ban’ın da pidesi üstelik kıymalısı çok güzeldi. Sadece Bafra’nın kıymalısı oklava gibi ince uzun Ban’ınki merdane gibi kalındı.

Tabii insan pide cahili olunca cehaleti her fırsatta ortaya çıkıp daha kaç fırın pide yemesi gerektiğini ikide bir kendisine hatırlatıyor.

Tıpkı Fatih’teki bir başka ‘menşur’ bir başka ‘en iyi’ pidecide, Karadeniz Pidecisi’nde başımıza geldiği gibi.

Yolumuz geçenlerde Fatih’e düşünce saatin kaç olduğuna aldırmadan, Karadeniz Pidecisi’nden içeriye daldık.

Önce fırını sorduk ki, 1957’den beri bu ikinci fırınmış;


Ustalar desen her biri on, on beş yıllık deneyimle pide hazırlıyor.


Pidelere gelince önce kıymalı,


Ardından yarısı peynirli yarısı kavurmalıları gözden geçirip kıymalıda karar kıldık.


Pide aşağı yukarı her pidecide yirmi dakikada masanıza geliyor. Bizimki de öyle oldu, kıymalı pidemiz bir sürümlük tereyağı ile birlikte masamıza buyur etti.

İşte tam da bu noktada cahilliğimiz kendini göstermeye başladı, pideyi önümüzdeki bıçakla ikiye sonra dörde böldük; her böldüğümüz parçaya da azar azar tereyağı sürüp başladık pideyi elimizle yemeğe.

Tabii insan pide yerken sadece tabağına bakmıyor arada gözlerini önündekinden ayırıp sağa sola da bir göz atıp, ‘diğer müşteriler ne yer ne içer’ öğrenmek istiyor.


Biz bu eylemi tam da pidemizi bitirmek üzereyken yaptık ne yazık ki. Kafamızı sağ yanımıza çevirir çevirmez iki pidesever beyle göz göze geldik ve gelir gelmez de yaptığımız hatanın büyüklüğünü anladık.

Beyler fırından yeni çıkmış kıymalı pidelerini ellerine almış, yeni doğmuş bir bebeği sallar gibi kollarında bir o yana bir bu yana sallıyor.

Yani kıymalı pide önünüze gelince yapmanız gereken ilk iş, üst yanında bir delik açmak, ardından tereyağı kalıbını içine dürtmek, onun ardından da tereyağı pidenin her yanına sirayet etsin diye sıcak pideyi bir o yana bir bu yana sallamakmış.

Afiyetle…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder