Adı Küşneme mi Yoksa Küşleme mi?

Ne fark eder? İstediğinizi deyin ona. Mesele onu yiyebilmekte yoksa gerisi lafı güzaf…

Çünkü ister adı küşneme olsun ister küşleme, siz hangi isimle anarsanız anın onu, bu ‘mübarek et’, öyle bir nefaset ki, ‘diğerleri de et mi?’ dedirtiyor size; onu yedikten sonra artık başka bir et aramıyor damağınız.

Efendim bu sözünü ettiğimiz lezzet, koyun ve kuzu belkemiğinin iki yanında, boylu boyunca uzanan bir lop et parçası.

Kuzudan ya da koyundan çıkarılırsa ‘küşleme / küşneme’ deniyor, danadan çıkarılırsa onun da adı bildiğimiz bonfile.


Et dediğin sinirli olur yağlı olur değil mi? Bunun içinde sinir namına bir parça ara ki bulasın, çünkü yok.

Hal böyle olunca ve de bir hayvandan ancak iki parça çıktığından paha biçilemez durumda. Fiyatlı.

Ancak lezzeti her şeye değer olduğundan ve de eğer ustasının eline düşer de iyi pişerse, paha biçilmez.

Bu arada yeri gelmişken hemen belirtelim ki usta da iyi pişirmek zorunda çünkü fiyatından dolayı öyle üstünde oyunlar oynanacak bir et değil.

Geçenlerde bu mübarek ete bir kez daha bu kez Kadıköy’deki Palmiye Et Lokantası’nda rastladık.

Palmiye’nin adı et lokantası ama bakmayın siz, aslında bir kebapçı hem de iyi kebapçı.


Tek kusurları çiğköfte’nin yanında limon getirip, lahmacunun yanında getirmemeleri.

Ancak bu büyük yanlışın yanında iki nefasetleri var ki biri içliköfte diğeri küşneme (biz küşneme diyoruz.)

Hele ki küşneme hele ki küşneme.

Bu arada yalnız müesseseler hata yapmaz ki insanlar da hata yapar değil mi? Nitekim biz de Palmiye gibi hata yaptık, fındık lahmacun, içli köfte derken küşnemeyi sona bıraktık, lezzetini azalttık.

Siz siz olun küşnemeyi yalnız başına deneyin, yanında ekmek dahil hiç bir şey yemeyin tek başına bu mübarek lezzetin tadını çıkarın.

Afiyetle.





Daha Büyük Görüntüle

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder