Günaydın İstanbul

'İnsan severse katlanır!'
Öyle derler ve de doğrudur söylenen.

Yoksa her gün evden ofise beş ayrı araçla gel sonra yine beş araçla dön, işe gelirken de eve dönerken de İstanbul’un karmaşasıyla, trafiğiyle baş edecek çareler üret, olacak şey değildir.

Seviyorsan İstanbul’u, çilesine de katlanacaksın, katlanmak için de her gün çareler üreteceksin.

Bir kere en azından haftada bir gün dışarıda kahvaltı edeceksin ki yediklerinin adı kulağına, tadı diline hoş gelsin peşinden gidesin.

Mesela ‘Bugün de tam Hacı Bekir’den zeytinli poğaça’ günü deyip, kendi aklını çelip, vapurda çayı yanına katık edeceksin.

Bir başka hafta ‘Bilgeoğulları’nda kıymalı su böreği, yanında da iki bardak çay’ deyip Kadıköy Çarşısı’nın yolunu tutacaksın, böreğin verdiği keyifle vapura sıçraya sıçraya bineceksin.

Bir başka hafta da baktın ki çok ara vermişsin ama nefsin geçen haftalardaki tavuksuyu çorbayı hiç unutmamış; otobüsten iner inmez Adapazarı Islama Köfte’nin yolunu tutup, çorbaya limon sıkacaksın ki gün de geçmek bilmeyen hafta da şenlensin.

Bir de vapurda Sarayburnu siluetine karşı çay-simit-eski kaşar ziyafeti vardır ki anlatması akıllara ziyan hiç söz etmeyelim.

Ancak her yediğin içtiğini de kendine saklamayacaksın, paylaşacaksın.

Bizim gibi ‘Hacı Bekir de amma poğaça yapıyor ha’ deyip iki tane aldıysan ikisini de mideye indirmeyeceksin.


Fotoğraftaki İstanbullu ‘yeni vapur arkadaşı’mız. Her gün iki poğaça alıp birini kendi yiyip birini de martılara atıyor ki, arkadaşlık kursun. Nitekim kurdu da artık martılar kucağına kadar gelip ‘hatıra’ diye poz veriyor; bizse yeni uğraşımız sekizbucukvapuru.blogspot.com için fotoğraf çekip ‘Günaydın İstanbul’ diyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder