Hafta sonu nereye gidelim?

Şunun şurasında hafta sonuna perşembe ve cuma kaldı. Onlardan sonrası yapabilene tabii ki iki tatil günü.

Yani demek istediğimiz ister cuma akşamından ayarla, ‘çevremizi tanıyalım’ gezisine çık; akşam bir yerde uyu; ertesine erken kalk, gez dolaş, istersen cumartesi hatta pazar erkenden yola düş, ye iç biraz da yürü dön gel İstanbul’a. Artık sen bilirsin.

Biz geçen hafta, günü birlik Yuvacık ve çevresini tanımaya çıktık.

Yol dediğinse Kadıköyü’nden çok çok arabayla bir saat, yürürsen yürüyüşüne bağlı.

Biz arkadaş arabasını tercih ettik, hatta yolu izi de ona bırakıp arka koltuğa kurulup etrafın keyfini çıkardık.

Tabii keyif dediğin de oto yoldan çıkar da yan yollara saparsan çıkıyor. Hele ki sonbaharın bu son günlerinde.

Bu arada bu tip gezilere çıkanların yaptığı iki şey var ki biz önce birini sonra ikincisini yaptık.

Önce tabelamızı görelim ki olur da yazın yolunuz düşerse ne ödeyeceğinizi bilin.


Bizim aylardan sonbahar olduğundan tabii ki aracımıza bir de kelelerimize para ödemedik. Doğru su kenarında, sobası çıtır çıtır yanan odalardan birine kurulup, kahvaltı söyledik.


Kahvaltı dediğiniz de aslında öksüz doyuran cinsinden; kızarmış ekmek, demlik demlik çay, yanlarında yumurtalı kavurma sucuklu yumurta, muhlama hatta iyi olmasa da menemen. Yeter ki ekmeği ilk banan ol, yoksa bu ziyafet kaçmaz.


Kahvaltı edildi, çaylar hatta üstlerine kahveler içildi, o zaman da kalkıp iki adım atmak zamanıdır çünkü yürüyüş yolumuz bizi bekler.


Ancak isterseniz iki adım atmadan ellerinizi yıkayın. Sanki görmedik sucuğun, kavurmanın yağına bana bana batıp çıkan elinizi.


Bu arada yürürken kafanızı biraz sağa sola çevirin ki türlü çeşit duvar kağıtlarını kaçırmayın.


Kim bilir belki fotoğraf bile çekersiniz.


Bundan sonrası size kalmış artık. İsterseniz dağı tepeyi tırmanın gidin gidebildiğiniz kadar isterseniz bizim yaptığımız gibi yol yakınken dönüp çayın başına, çayhanede sıcak sıcak demlenin.



Aslında Yuvacık’ın dağına tepesine araba ile de çıkılıyor. Yukarıda seyre durulacak bir sürü manzara hatta özel günler için bakıp göreceğiniz dağ evleri bile var.

Bu gezip dolaşmalar iyi hoş da insanın sık sık karnı acıkıyor. Birkaç saat sonra kışta kıyamette aç kalmış kurt gibi şehirlere iniveriyorsunuz.


Köfte patatese yanlarında bir de piyaza ne dersiniz?

Az sabreder, açlığınızı bastırabilirseniz yakınlarda Tuzla var ki, köftelerini bilen bilir.


Nitekim Esentepe Köfte’yi bir arkadaşımız bilip kefil de olunca köfte-piyazın ne demek olduğunu bir kez daha anladık.

Afiyetle.


Daha Büyük Görüntüle

3 yorum:

  1. Gerçekten de Rize'ye benziyormuş. Tanıttığınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  2. Unes vacances encara que siguin de dos dies precioses les fotos mol original i en ganes de menjar-les
    Una abraçada

    YanıtlaSil
  3. Gerçekten keyifle okudum, teşekkürler :)

    YanıtlaSil