akçakoca'dan sarp'a son


Evet her güzel şey gibi sonunda Karadeniz’i boydan boya gezme, yeme içme keyfinin de sonuna geldik.

Ayder’den indik, iner inmez de yola koyulup taa Ordu’ya kadar araba kullandık, Perşembe’ye varınca fazla telaşa yer bırakmadan güzel bir otelde öğlenden sonra uykusuna yatıp, bir gün sonrası için dinlendik.


Bu arada Trabzon’u geçinde yine “Akçaabat köftesi krizi”miz tuttu, “Hadi bu kez de başka bir köfteci deneyelim” isteğiyle, Akçaabat’ta denize kıyısı olan, pek nam salmış, bilmem ne “usta”nın otoparkına aracımızı park ettik ki niyetimiz, deniz kenarında bir masaya kurulup hem manzaranın hem de gelecek olan “usta” işi Akçaabat köftesinin tadını çıkarmak.

Ancak deniz kenarına doğru birkaç adım attık atmadık, garsonlardan biri önümüze dikilip, “Tek kişisiniz deniz kenarında oturamazsınız, sizi içeri alalım” dedi, der demez de tepemizin tasını attırdı.

Tepesinin tası atan adam ne yapar? Gider bir yetkili bulur derdini anlatır değil mi? Biz de öyle yaptık ama yaptığımıza yapacağımıza bin pişman olduk. Yetkilinin elinden ucuz kurtulduk. Az daha deniz kenarında oturup köfte yeme ısrarımız yüzünden dayak yiyecektik, kaçtık kurtulduk.

Yukarıda bir ders var değil mi? Bizce var. O da şu, “Türkiye’de adı kulağına değmiş, dükkanının sınırlarını ufuklara kadar genişletmiş, hatta hatta birkaç kentte birkaç şubeye ulaşmış tırnak içindeki yeme içme ‘müesseseleri’nden uzak duracaksınız.

Ah güzel Komaroğlu ah güzel “salaş” dükkanın ve köftelerin köftelerin olsalar da yine porsiyon porsiyon yesek üstüne de getirip masaya bıraktığın bir sürahi buzlu ayranı diksek.

Neyse!

Efendim sabah Perşembe’den erken erken yola çıktık. Samsun’a kadar gittik oradan da ver elini Ankara-İstanbul yol ayrımı.


Boydan boya Karadeniz’i dolaşırken biz çok keyif aldık, görmediğimiz birçok kentimizi gördük, yedik içtik keyiflendik.

“Başka?” derseniz, başkası şu ki ve ne yazık ki kültürel erozyonumuz sürüyor. Her yıl en az bir Karadeniz kadar kültür kaybediyoruz.

Ne yazık ki her yanımız her yöremiz birbirinin tıpkı basımı olmuş; ne yazık ki her yanı blok blok aynı apartman, aynı tavuk döner, git git bitmez asfalt yollar kaplamış ve ne yazık ki Karadeniz’de bile bir bardak tavşan kanı çay içmek Ünye dışında mümkünatsız olmuş!

Geçmiş olsun!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder