akçakoca'dan sarp'a 7


“İnsan köftenin iyisini bulunca iki porsiyon birden yemeli!”

Ne kadar veciz bir söz değil mi? Bizim hoşumuza gitti. Çünkü biz uydurduk. Uydurmamızın nedeni de Akçaabat’ta, Komaroğlu’nda yediğimiz porsiyon porsiyon köfteler.


Eee insan bu kadar çok köfte yerse haliyle uzun süre acıkmıyor. Acıkmayınca da kaçının yollar.

Akçaabat’tan öğlenden sonra çıktık çıkmadık az sonra Trabzon’dayız. Trabzon’dayız ama şansımızdan kentte yer yerinden oynamış. Çünkü Avrupa Gençlik Olimpiyatları yapılıyor.

Kendimizi kent dışına dar attık. En iyi öncelik Rize’de akşam için kalacak yer bulmak ardından da ver elini Sarp Sınır Kapısı…

Karadeniz gezimiz boyunca gece araba kullanmadık. Hava karardı kararacak olunca önümüzde hangi kent varsa orada yattık uyuduk… Amasra, Sinop, Ünye, Rize ve Perşembe…

Otel fiyatları 60’la 80 TL arası… Ne ucuz ne çok pahalı ne aman çok kötü ne aman ne güzel! Zaten altı üstü bir gece kim arar konforu?

Dolayısıyla Rize’de kaldığımız otel de ne bize “Hadi yat uyu, yorgunsundur” dedi ne de “Çek git!” Keyfimize bıraktı.

Hal böyle olunca düştük yola ki daha akşam olmasına epeyce var…


Gündoğdu, Çayeli, Pazar, Fındıklı’yı geçtik, Arhavi’de birkaç fotoğraf çektik, geldik yol ayrımına…

Bu arada hayatımız boyunca birçok tünelden geçmişliğimiz vardı ama Karadeniz’de bir haftada o kadar çok tünele girip çıktık ki, aralarında Türkiye’nin en uzun tüneli olan Ordu Tüneli de var…

Zaten Sarp’a da tüneller olmadan ulaşmak biraz zor. Sarp gerçekten sarp bir yerde ve TIR’lar her yerde…

Sonunda Sarp Sınır Kapısı’na vardık ama varmak ne kelime. Bir tünele girdik ki sağ şerit TIR kaynıyor, arka arkaya dizilmişler sıra bekliyorlar sınırı geçmeye.


Gittik gittik son tüneli çıkar çıkmaz da iki adım sonra sınır kapısı karşımıza dikildi. Yani biraz kontrolsüz gitsen son sürat kapıdan içeri dalarsın. Artık kim tutar seni?

İlk önce arabayı park edecek bir yer bulduk. Çünkü o kadar dar bir alanda ki sınır kapısı “Pasaportun varsa git karşıda Gürcistan’da park et!” der gibi her yan, tıkış tıkış…

Bu geziye çıktığımızda kendimize hedef koymuştuk ki, “Taa Sarp’a kadar gidilecek, sınır kapısına el vurulup, gerisin geriye dönülecek!”


Öyle de yaptık, hedefe vardık. Biraz etrafı seyrettik, gelene gidene baktık ardından da dağları solumuza, güneşi sağımıza alıp güneşi yollarda batırmaya karar verdik…

Ancak yazılarımızda sık sık demiştik ya “Karar başka plan başka yaşanılan ise her an başkadır” diye…


Yine öyle oldu az biraz sonra denizin ve güneşin son demlerinin tadını çıkaranlara rastladık.


Gençlerle sohbet ettik, hayallerini konuştuk, ki aralarında Hopa Lisesi’nde okuyup da tıp öğrenimini hedefe koyanlar var. Onlarla geleceğe dair bir kez daha umutlandık.


Keyfimiz daha da keyiflendi bol bol fotoğraf çekip en sonunda güneşi gönlümüzde batırdık!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder