horhor'da bir kebapçı!


istanbul güzel şehir de içinde bir urfalı olarak yaşamak zor!

geçenlerde aziz bir dostumuzla istanbul turuna çıktık, ki bunu fırsat buldukça sık sık yapıyoruz... bu güzel şehrin bir ucundan girip bir başka ucundan çıkıyoruz!

plan yok program yok, 'kayboldum' endişesi yok 'ne yiyeceğim?' derdi yok! "neye denk gelirsen onu gezersin ne önüne konursa onu yersin!"

yine böyle bir pazar gününde güne karnımızı doyurarak başlayalım dedik, tabii ki daha kahvaltısını etmemiş ve de afyonu patlamamış arkadaşımıza seçenekleri sıraladık...

'kelle paça yer misin?',

'..........',

'ciğer kebabı yer misin?',

'...........',

'anlaşıldı senin aklın goralı'da!"

gittik goralı'ya, haliyle bizim dediğimiz çıktı, pazar sabahı dükkanı kapalı bulduk!

arkadaşımız iddialaşmanın sonucu bir yemek kaybetti! ancak ne yeneceği sorunu havada asılı kaldı!

'hadi o zaman sen söyle ne yiyeceğimizi?' dedik ve anlaşıldı ki aklında ikinci parlak fikir olarak karadeniz pide'si var, lakin pide de fatih'te bir dükkanın içinde ve de ismini bilmiyoruz.

önemli değil arkadaşımızın elinde muhteşem bir telefon var dükkan ismi yazıyor pat karşımızda... adres soruyor pat harita karşımızda... amma gelin görün ki bu aleti kullanan biz olunca o da direksiyon hakimiyetini sağlamaya çalışınca karadeniz pidesi battı, gitti! dükkanı bulamadık!

tabii sonunda yeni fikir sunmak bize kaldı!



peki bir urfalı istanbul'da aksaray'da, laleli'de hele hele de horhor'da ise aklına ne gelir? tabii ki kebap!

biz de öyle yaptık onu bildik bir yere götürdük ki midesi bayram etsin, yaz günü temmuzda öğlen sıcağında balcanlı kebap yesin!

nitekim öyle oldu, kebapçıya gittik balcanlı kebabı söyledik, yanına da çerez diye haşhaş kebap!
eee bir urfalı için ağırlama ve ikram kutsaldır.


bu arada kebapları beklerken, hoş sohbet derken, üç beş adım ilerideki horhor hamamı'ndan söz ettik!

aklına hamam lafı düşen arkadaşımız yerinden fırladı, 'bir iki kese attırayım hemen geliyorum' dedi, der demez de gitti!

olsun balcanlı kebap piştikten sonra bekler, dinlenir, terler, terleyince de bir güzel olur bir güzel olur yani arkadaşın hamama gitmesinde sakınca yok!

lakin haşhaş kebap beklemez, ki kebapçı hazırlıkları yaptı masayı donattı bile!

yalnız masada bir tuhaflık var bize göre, ki hemen başladık kebapçıya söylenmeye,

'bu çoban salatası ne?'

'abi istiyorlar!'

'kaldır bunu!',

'bu bostana ne ile yenilecek?',

'limonun işi ne masada?',

'.................',

kebapçı baktı ki olmuyor, öğlen sıcağında adam huysuzlanmış; hiç dert etmedi masayı yeni baştan yeni baştan ama yine bildiği usulden donattı!

biz de 'ya sabır' çekip sesimizi kestik, haşhaş kebabın önce tadına baktık yavan yavan ardından da dürüm yaptık afiyetle yedik!


bu arada arkadaşı beklerken de izzet ikramda kusur kalmasın diye künefe söyledik, yapımında bizzat bulunduk, fotoğrafladık!

kadayıf ustasına gelince... memleketini öğrendik ki ne antakyalıymış ne urfalı ne de antepli! bir başka kadayıf diyarı taa erzurumdan gelmiş horhor'a.

afiyetle..

hamiş; doyum ciğer horhor'da kime sorsan söylerler sana... ancak yine de sen en iyisi adresi al ne olur ne olmaz? sofular caddesi ragıp bey sokak 24 aksaray.
tel: 212 534 24 15


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder