yazımı çalmışlar!

ekmekcikiz.blogspot.com


Pes artık!
Diyorum da, başka bişeycik demiyorum.
Yahu, bu da mı gelecekti başıma?
Şunun şurasında iki satır bi blog yazıyoruz, üç beş arkadaş, üç beş blog dostu, üç beş sağdan soldan googledan gelen derken, okuyan okuyor.
Derken, bu sabah bir de ne görüyorum?
Bir gazetenin kitap ekinde yayınlanan tanıtım yazısında benim cümlelerim!
Oh-ha yani, pes!

Hani, 26 mayıs'ta bir yazı yazıp "Canlarına Değsin"den sözetmiştim ya, konu o.
Bakın, aşağıda cümlelerin başında link vereyim, kendiniz bakın.
Aman şimdi kim uğraşacak diyene de şurada iki satır alıntı vereyim, onu okusun.


‘Çikifte’ ve ötesi yazısında deniyor ki:
"Saraç kitabında kayıpların anısıyla vedalaşmayı, kısmen yemek kültürü aracılığla yapıyor. Böylece okuyucu bir yandan da yazarın yaşadığı coğrafyanın yemek kültürünü tanıyor. Örneğin, yuha ekmek nedir, söğürme hangi sebzeden yapılır, kuymak ne zaman yenir ve kimin için pişer, Urfalıların ‘kıymalı’ dediğini biz ne olarak biliyoruz ve meyankökü şerbeti ne işe yarar gibi soruların karşığını Urfa diline göre öğreniyor."

"Canlarına Değsin" yazısında Ekmekcikiz demiş ki;
"Yazar, kitapta, kayıpların anısıyla vedalaşmayı, kısmen yemek kültürü aracılığla yapıyor. Böylece, bir yandan da yazarın yaşadığı coğrafyanın yeme kültürünü, yemek çeşitlerini de tanıyor, öğreniyoruz.
Yuha ekmek nedir, söğürme hangi sebzeden yapılır (sır vereyim size, balcandan yapılır balcandan), kuymak ne zaman yenir, kimin için pişer, Urfalı'nın kıymalı dediğini biz ne diye bilirmişiz meğer (bunu söylemiycem, okuyunca bulacaksınız), meyankökü şerbeti ne işe yarar? Dikkatinizi çekmiştir, isimler, tanımlar yerel ağızla ifade ediliyor, doğrusu da bu zaten. Ya anlamazsam diye endişelenmeyin, hepsinin anlamları kitapta var."


Star kitap eki yazarı diyor ki;
"Bu kitabın sadece Urfa’nın mutfak kültürünü öğrenmek için okunmaması gerekiyor. Mehmet Saraç’ın efsaneler ve söylenceler kentinden bize aktaracağı çok söz var. Gerçek olduğuna inanamayacağınız yaşanmış kırık hayatlar, nasıl dayanılmış bilemeyeceğiniz acılar ve anılar..."

Blog yazarı Ekmekcikız demiş ki;
"Sadece mutfak kültürünü öğrenmek, anımsamak için okumayacağız "Canların Değsin"i.
Efsaneler, söylenceler kentinden bize aktaracağı çok söz var, Mehmet Saraç'ın.
Gerçek olduğuna inanamayacağınız, aynıyla yaşanmış kırık hayatlar, nasıl dayanılmış bilemeyeceğiniz acılar, gülmekten gözlerinizi yaşartacak anılar..."

Dahası varsa da bilemeyeceğim, bu kadarı yeter zaten!

Oku acar gazeteci, güzelce oku!
Editörün de okusun.
Kitap tanıtıyorsan, önce sen oku ki, okumak isteyene diyecek sözün olsun.
Gidip, yazarla röportaj yapıp, ondan beş cümle, yayınevinin duyurusundan iki cümle, kitap kapağından bir cümle, kitabı okuyup üzerine iki laf etmiş kişiden üç cümle alıp, yazı yazılmaz.
Yazılırsa da, o yapılan adam gibi iş olmaz!

Bu gün bir kez daha anladım ve inandım ki, şu bizim bloglarda yaptığımız iş, medya denen acayip alemde yapılandan yüz kere daha gerçek ve bin kere daha dürüst.
İşte, o kadar!

Urfa, Aynzilha (Zeliha'nın kendini ateşe attığı yerdeki göl)

Hamiş:
Bugün, kitap için bir de güzel referans okudum.
Doğan Hızlan'ın, Hürriyet gazetesi Cumartesi ekindeki kitap yazısında "Doğan Hızlan'ın Seçtikleri"nde "Canlarına Değsin" var.
Yaşasın!

Eh, bugüne dek sözüme kulak asmadınız ve kitabı almadınızsa, artık bi zahmet alın ve okuyun.
Tamam mı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder